Son günlerde, İran nükleer programı etrafındaki tartışmalar, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırmaya devam ediyor. Bu bağlamda, Rusya’nın ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın 2015 İran Nükleer Anlaşması’ndan çekilmesi sonrası yaşanan gelişmelere dair yaptığı eleştiriler dikkat çekiyor. Rusya, bu çekilmenin uluslararası güvenlik ve diplomasi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu savunuyor. Özellikle, İran’ın nükleer programına yönelik uluslararası tartışmaların yeniden alevlenmesiyle, Washington’un sorumluluğu üzerine yapılan açıklamalar, uluslararası ilişkilerdeki karmaşayı bir kat daha artırıyor.
İran nükleer anlaşmasının (JCPOA – Kapsamlı Ortak Eylem Planı) bir parçası olan Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya (E3), İran’ın uluslararası antlaşmalara uymadığı gerekçesiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne başvurdu. Rusya’nın BM Büyükelçisi Dmitry Polyanskiy, bu durumun ardındaki nedenleri açıklarken, “Amerika Birleşik Devletleri, JCPOA’dan çekildi ve o zamandan beri durum kötüleşti,” şeklinde bir değerlendirme yaptı. Bu açıklama, Trump’ın İran’ın anlaşmayı ihlal ettiğini iddia etmesinden sonra gündeme geldi. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ve JCPOA’nın diğer imzacısı ülkeleri, İran’ın nükleer programını 2019 öncesinde genişletme girişiminde bulunduğuna dair bir kanıt bulunmadığını vurguladı.
Polyanskiy, “İran’ın uranyum zenginleştirme adımları, ABD’nin JCPOA’dan çekilmesine bir tepki olarak atılmıştı ve bu önlemler kolayca gözden geçirilebilir,” ifadelerini kullandı. İran’ın zenginleştirilmiş uranyum miktarının 45 kat artmasına rağmen, Rus yetkili E3’ün attığı adımların yasal veya prosedürel bir etkisi olmayacağını savunarak, bu durumun uluslararası ilişkilerdeki güç dengesini nasıl etkilediğine dikkat çekti.
Trump’ın 2018 yılında yaptığı bu çekilme, uluslararası politikada büyük bir belirsizlik yarattı. Bu karar, İran’ın nükleer faaliyetlerini artırmasına ve uluslararası toplumun tepkisini çekmesine neden oldu. İran, anlaşmayı ihlal ederek uranyum zenginleştirmeye başladı ve bu durum, başta ABD olmak üzere birçok ülkenin endişelerini artırdı. Trump’ın İran politikası, sadece Ortadoğu’yu değil, dünya genelinde güvenlik meselelerini de etkileyen bir dizi karmaşık süreci tetikledi.
Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde İran nükleer anlaşmasının süresinin uzatılması için taslak bir çözüm önerisi sundu. Ancak E3 ülkelerinin benzer bir uzatma teklifine İran’ın yanıt vermemesi, bu adımın başarı şansını büyük ölçüde azalttı. Rusya’nın BM Büyükelçisi, E3 ülkelerinin diplomasi yerine tehdit ve şantaj yöntemlerini kullandığını ileri sürerek, bu durumun uluslararası ilişkilerin karmaşık yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.
Birleşik Krallık resmi kaynakları, İran ile diplomatik çözüm için yıllardır çaba harcandığını belirtti. 2022 yılında tüm JCPOA katılımcıları tarafından kabul edilen bir önerinin İran tarafından reddedilmesi, uluslararası toplumun bu sorunu çözme çabalarını daha da zorlaştırıyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Rusya ve İranlı yetkililerle birlikte, nükleer mesele üzerine yoğun görüşmeler gerçekleştirmiş olmasına rağmen, bu görüşmelerin sonuç vermediği görülüyor.
Polyanskiy, dünya için iki seçenek olduğunu belirtti: “Bir seçenek barış, diplomasi ve iyi niyet. Diğer seçenek ise… silah zoruyla diplomasi, şantaj ve zorbalık.” Bu sözler, uluslararası ilişkilerin geleceği hakkında endişeleri artırıyor. Uluslararası toplumun, bu karmaşık durumu çözmek için daha yapıcı bir diyalog ve işbirliği geliştirmesi gerekmektedir. Ancak, mevcut durum bu tür bir işbirliğinin önünde büyük engeller teşkil ediyor.
Sonuç olarak, İran nükleer anlaşması etrafında dönen tartışmalar, yalnızca bölgesel değil, küresel güvenliği de etkileyen önemli bir mesele haline gelmiştir. Rusya’nın açıklamaları, bu bağlamda Batı’nın yaklaşımını sorgularken, İran’ın nükleer politikalarının dengelemesi gereken bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası toplumun, bu karmaşık durumu çözmek için daha yapıcı bir diyalog ve işbirliği geliştirmesi gerekmektedir. Ancak, mevcut durum bu tür bir işbirliğinin önünde büyük engeller teşkil ediyor.
Özetle, Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi, İran’ın uluslararası taahhütlere uymamasının temel sebebi olarak gösteriliyor. Rusya’nın bu konudaki duruşu, uluslararası ilişkilerdeki güç dengelerini değiştirebilecek potansiyele sahip. Gelişmeleri dikkatle takip etmek ve diplomasi yoluyla kalıcı çözümler aramak, uluslararası güvenlik açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tür karmaşık sorunların çözümü, yalnızca ilgili ülkelerin değil, tüm uluslararası topluluğun ortak çabalarıyla mümkün olacaktır. Bu süreçte, tarafların birbirine güven duyması ve yapıcı bir diyalog geliştirmesi, nükleer silahların yayılmasını önlemek adına kritik bir rol oynayacaktır.
https://shorturl.fm/Q4fSF